Avukat İpek Seden Baykara | Yapay Zeka ve Hukuk

        

    Merhaba bloğumuzun ikinci bölümüne hoş geldiniz! Ben Selin Baykara ve Ankara, Eylül Hukuk Bürosu Avukatlarından Av. İpek Seden Baykara ile birlikte yapay zekanın hukuk alanındaki etkilerini keşfedeceğimiz bu söyleşiyi sizlere sunmaktan mutluluk duyarız. 


Av. İpek S. Baykara: Merhaba! Bu bölümümüzde yapay zekanın hukuk alanındaki rolüne dair temel kavramları ve uygulamaları ele alacağız.

Selin Baykara: İlk sorumuzla başlıyorum. Yapay zeka nedir? 


Av. İpek S. Baykara: Yapay zeka, düşünme yeteneği olan bir makine olmasının yanı sıra insan zekasını taklit eden bir teknolojidir.


Selin Baykara: Yapay zeka neden çığır açan bir teknoloji olarak kabul edilmektedir?


Av. İpek Seden Baykara: Buradaki en önemli unsur yapay zekanın insana özgü yeteneklere sahip olmasıdır. Ayrıca yapay zeka insandan daha hızlı ve verimli şekilde çalışma yeteneğine de sahiptir. Bunun yanı sıra; çalışmalar, yapay zekanın gelişiminin sonucunda, insandan da daha yetenekli olacağı öngörülmektedir.


Selin Baykara: Yapay zeka nasıl öğrenmektedir?


Av. İpek S. Baykara: Yapay zekanın birçok farklı öğrenme biçimleri vardır. Bunlar:

1. Makine Öğrenimi (Machine Learning - ML):

    Makine öğrenimi, YZ'nin açıkça programlanmadan verilerden öğrenmesini sağlayan bir alt kümesidir. ML algoritmaları, büyük veri kümelerini analiz ederek örüntüler, ilişkiler ve çıkarımlar keşfeder. Bu sayede, yeni verilerle karşılaştıklarında tahminlerde bulunabilir, kararlar alabilir veya eylemler gerçekleştirebilirler. Temel makine öğrenimi türleri şunlardır:

  • Gözetimli Öğrenme (Supervised Learning): Bu yöntemde, algoritmaya girdi verileri ve bu girdilere karşılık gelen doğru çıktılar (etiketler) sunulur. Algoritma, girdi-çıktı arasındaki ilişkiyi öğrenerek yeni girdiler için doğru çıktıları tahmin etmeye çalışır. Örneğin, e-posta sınıflandırması (spam/değil), görüntü tanıma ve nesne tespiti gibi uygulamalarda kullanılır.

  • Gözetimsiz Öğrenme (Unsupervised Learning): Bu yöntemde, algoritmaya yalnızca girdi verileri sunulur ve herhangi bir etiket veya doğru çıktı bilgisi verilmez. Amaç, verilerdeki gizli örüntüleri, yapıları veya grupları kendi başına bulmaktır. Kümeleme (benzer veri noktalarını gruplandırma), boyut indirgeme ve ilişkilendirme analizi gibi görevlerde kullanılır. Örneğin, müşteri segmentasyonu, anomali tespiti ve veri görselleştirme uygulamaları.

  • Pekiştirmeli Öğrenme (Reinforcement Learning - RL): Bu yöntemde, bir "ajan" adı verilen YZ sistemi, belirli bir ortamda eylemler gerçekleştirir ve bu eylemlerin sonucunda ödül veya ceza alır. Amaç, en fazla ödülü alacak şekilde bir politika (hangi durumda hangi eylemi yapmalı) öğrenmektir. Oyun oynama, robot kontrolü ve kaynak yönetimi gibi karmaşık karar alma süreçlerinde kullanılır.

2. Derin Öğrenme (Deep Learning - DL):

    Derin öğrenme, insan beyninin yapısından esinlenerek oluşturulmuş yapay sinir ağlarını kullanan bir makine öğrenimi türüdür. Çok sayıda katmandan oluşan bu ağlar, karmaşık veri hiyerarşilerini otomatik olarak öğrenebilir. Özellikle görüntü tanıma, doğal dil işleme (NLP) ve konuşma tanıma gibi alanlarda çok başarılı sonuçlar vermiştir. Derin öğrenme, büyük miktarda veri ve yüksek işlem gücü gerektirir.

3. Sembolik Öğrenme (Symbolic Learning):

    Bu daha eski bir yaklaşımdır ve bilgiyi semboller, kurallar ve mantıksal çıkarımlar aracılığıyla temsil etmeye odaklanır. Bir uzman sistem gibi, önceden tanımlanmış kurallar ve bilgiler temelinde karar alır veya problem çözer. Makine öğrenimi kadar esnek ve adaptif olmasa da, belirli uzmanlık alanlarında hala kullanılmaktadır.

    Yapay zeka öğrenme süreci, kullanılan yönteme ve probleme göre farklılık gösterebilir, ancak temelde; yapay zeka, verileri analiz ederek ve yapay sinir ağlarını kullanarak öğrenmektedir.


Selin Baykara: Yani, bu sistemlerin öğrenme yeteneği, onları statik programlardan ayırır. Örneğin; arama motoruna bir soru sorduğumuzda bu sorunun cevabı karşımıza bir web sitesi linki olarak gelmekteyken yapay zeka var olan bütün verileri analiz ederek bize sorunun cevabını vermektedir. 


Av. İpek S. Baykara: Kesinlikle. Yapay zeka sistemleri sürekli öğrenerek kendini geliştirdiği için arama motorlarından farklı olarak size sorunuz ile ilgili bir link önermek yerine sorunuza cevap vermektedir. Ancak bu durum ne kadar cazip gözükse de yapay zeka günümüz koşullarında mükemmel bir şekilde çalışmamaktadır. Örneğin; ingilizce bir makaleyi türkçeye çevirmek için yapay zeka destekli bir çeviri programını kullandığınızda sayfalarca metin saniyeler içinde İngilizce’den Türkçe’ye çevrilmektedir. Fakat, bu çevirinin ne kadar doğru ve kaliteli olacağı ise tartışmalıdır. Çünkü Türkçe gibi duygu barındıran ve birçok kelime oyununun yapılabildiği bir dili anlayıp özüne uygun şekilde çevirmede yapay zeka, şu anki teknoloji ile, yetersizdir.


Selin Baykara: Yapay zeka hukuk alanında nasıl bir rol oynamaktadır?


Av. İpek S. Baykara: Yapay zekanın hukuk alanında iki şekilde rolü bulunmaktadır:


    Bunlardan ilki; hukuki süreçlere yönelik etkisidir. Yapay zekanın yargı mensupları tarafından dava süreçlerinin yönetiminde, sözleşme yapılmasında, emsal karar ve mevzuat aramasında kullanılması mümkündür. Bu noktada; yapay zekanın güvenilirliği ve doğru çıktı verme sorunları gündeme gelmektedir.


    Diğer bir yandan yapay zeka kullanımı, birçok hukuki uyuşmazlığa yol açmaktadır ve bu hukuki uyuşmazlıklar neredeyse tüm hukuk alanlarına konu olmaktadır. Örneğin; yukarıda bahsettiğim yapay zeka tarafından yapılan çeviri, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında eser sayılmaktadır. Peki, yapay zekanın tarafından yaratılan bu eserin, eser sahibi kimdir? Bu soru Fikri Mülkiyet hukukunun konusudur. Fakat ulusal ile uluslararası hukuk sistemlerinde bu sorunun cevabı tartışmalıdır. Bu tartışmalı durum uygulamada ise ikilikler yaratmaktadır. Genel olarak ABD, AB ülkeleri ve Türkiye'de yapay zekanın eser sahipliği kabul edilmezken Çin’de bir mahkeme kararı ile yapay zekanın eser sahipliği kabul edilmiştir.


    Yapay zekanın kullanımıyla ilgili hukuki belirsizlikler, güvenli yapay zekanın önünde engel olup hukukun bu belirsizlikleri görmezden gelmesi mümkün değildir. Dolayısıyla hukukun, güvenli yapay zeka kapsamında etkisi oldukça önemlidir. 


Selin Baykara: Yapay zekanın hukuk alanında kullanımı neden önemlidir ve hangi avantajlar ve dezavantajları sunar?


Av. İpek S. Baykara: Hukuk sektöründe yapay zekanın kullanımı, sağladığı avantajlar açısından önemlidir. Bu teknolojinin avantajları; süreci hızlandırma, verimlilik artışı ve maliyetin düşmesidir.

    Yapay zeka bir asistan olarak avukata, hakime, savcıya yardımcı olabilir. İlgili uyuşmazlıklarla ilgili emsal kararları saniyeler içinde bulabilir ve onları analiz edebilir. Bir sözleşmenin risklerini ortaya dökebilir ve bir davanın kazanılma oranını tespit edebilir.

    Diğer bir yandan yapay zekanın bu şekilde kullanımının birçok dezavantajı da vardır. Eldeki verilere oluşturulan yapay zeka çıktılarının doğruluğu ve güvenilirliği tartışmalıdır. Bununla ilgili en çarpıcı örnek ise; kısa bir zaman önce, ABD’de avukatlar yapay zekanın hazırladığı dava dilekçesi dava açmıştır. Dava sürecinde ise; yapay zekanın iddialara ilişkin dayanak olarak gösterdiği emsal kararların gerçekte var olmadığı mahkemece tespit edilmiştir. Bunun üzerine avukatlar özen yükümlülüğüne aykırı hareket ettiği için cezalandırılmıştır. 

    Diğer dezavantajları ise; veri gizliliğinin ihlali, yapay zekanın eylemlerinin kimin sorumlu olduğunun belli olmaması yani yapay zeka hakkındaki hukuki düzenleme yokluğundan kaynaklanan belirsizlikler ve önemlisi de yapay zeka sistemlerindeki insan unsuru eksikliğidir.

Selin Baykara: Hukukta insan unsuru çok önemli aslında. Hukuk davaları sadece kanunların uygulanması değil, olayların ve insanların duyguları ile de ilgilenir. Bu yüzden yapay zekanın insan unsuru yerine geçmesi çok zordur.

Av. İpek S. Baykara: Kesinlikle öyle. Mesela Türk Ceza Kanununa göre; basit hırsızlık suçunun cezası,1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıdır. Hapis cezasının 1 ile 3 yıl arasında ne kadar olacağına ise olaylara özgü olarak hakim vicdanı ile karar verilmektedir. Oysaki; yapay zekanın duyguları ve vicdanı olmadığı için aç olduğu için ekmek çalan biri ile kuyumcudan milyonlar değerinde hırsızlık yapan bir kişiye aynı oranda ceza verebilir bu haksızlığa yol açıp adalet duygusunu zedeler.


Selin Baykara: Yapay zeka hukuk alanında hangi somut örneklerle kullanılmaktadır?


Av. İpek S. Baykara: Birçok örneği mevcuttur. Daha önce bahsettiğim gibi ABD’de de bir avukatlık ofisi, sonu hüsran olsa da, dava dilekçesinin hazırlanmasında yapay zekayı kullandı


    Bunun dışında; emsal karar araştırma programları da yapay zekadan destek almaktadır. Diğer bir yandan, davanın kazanılma oranları eldeki verilere göre tespit eden bir  veya  ofiste iş takibini sağlayan programları mevcuttur. 

Ayrıca, dünyada yapay zekanın kullanımı ile ilgili özellikle telif hakları ve patent konusunda birçok dava örneği vardır. Bu davalar genelde yapay zekanın eser ve patent sahipliğine, yapay zekanın neden olduğu telif hakkı ihlallerine ilişkindir. Şu anda sadece ABD’de bu konulara ilişkin 30’dan fazla dosya vardır.


Selin Baykara: Yargı mensupları tarafından yapay zeka kullanımı hakkında ne düşünüyorsun?


Av. İpek S. Baykara: Ofis işlerinin takibi, günün programlanması gibi basit işlerde asistan gibi kullanımı dışında oldukça sakıncalı olduğunu düşünmekteyim.


    Özellikle yapay zekanın güvenilirlik, şeffaflık ve doğruluk ilkelerini ihlal etme ve veri güvenliğini tehlikeye atma potansiyeli nedeniyle yargı gibi önemli bir kamusal alanda yapay zekaya karar verme yetkisinin verilmesi büyük sorunlara yol açabilir ve bu sorunların toplum ile devlete etkisi tahmin ettiğinizden de çok olumsuz sonuçlara yol açabilir. 


    Yapay zeka çok önemli bir buluş olmasının yanı sıra bu sistemin kapasitesinin öngörülemezliği onu tehlikeli de kılmaktadır. Sonuç olarak, yapay zekanın manipülasyon yeteneği ve insanın temel becerilerini, düşünmek, karar vermek, yaratmak gibi kullanmaması sonucu bu yeteneklerinin körelme ihtimali göz ardı edilmemelidir. 


    Peki yapay zekayı kullanmamalı mıyız? Tabi ki hayır. Bu noktada, yapay zekanın yönetimi ve özellikle güvenli yapay zeka sistemlerinin yaygın olması bu teknolojiden olumlu ve kontrollü bir şekilde yararlanmamızı sağlar.


Selin Baykara: Örneğin davanın kazanılma oranlarını tespit eden yapay zekanın kullanımı ne gibi sakıncalara yol açar?


Av. İpek S. Baykara: Bir davanın kazanılması birçok değişken ve olaya özgü koşullara bağlıdır. Kanunlar belirli olsa da kanunların olaylara direkt uygulanması mümkün değildir. Olayın durumu, şartları ve Yargıtay’ın sık sık görüş değiştirmesi daha dava açılmadan davanın sonucu hakkında tahminde bulunmayı imkansız kılmaktadır. 


    Meslektaşlarım ve üstatlarımında çok iyi bildiği üzere; bazen başlangıçta kesin lehe sonuçlanır diye başlanan davalar sürpriz bir şekilde aleyhe sonuçlanabilir. Dava sürecinin değişkenliği karşısında yapay zekanın davanın kazanılmasına yönelik tahminleri yanıltıcı bulmaktayım. Bir kişinin hakkını arayıp aramayacağına yapay zekanın tespit ettiği dava kazanam oranına göre karar vermesi de yapay zekanın manipüle yeteneğine işaret etmektedir.


Selin Baykara: Yapay zeka ve hukuk alanında yasal düzenlemeler var mı? Varsa nelerdir?


Av. İpek S. Baykara: Tam olarak uygulanmaya başlanmasa da Avrupa Birliği bir yasa çıkardı. Güney Kore'de de 2024 yılının sonunda yapay zeka yasası çıktı. Yine ülkemiz dahil olmak üzere birçok ülkede de yasa çalışmaları yürütülmektedir.


Selin Baykara: Bu yasa ve yasa tasarılarının yapay zekaya yaklaşımı nasıldır?


Av. İpek S. Baykara: Bazı yasalar insanların temel haklarının kullanımına öncelik verirken bazıları yapay zeka teknolojisinin gelişimine öncelik vermektedir. Örneğin; 


    Avrupa Birliği Yapay Zeka Yasası (AI Act), yapay zeka sistemlerini risk seviyelerine göre sınıflandırarak, yüksek riskli yapay zeka sistemlerine (insanların duygu durumlarını tespit etmek için mobese görüntülerini kullanan yapay zekalar gibi ) sıkı kurallar getirmektedir. Bu yasa, AB Genel Veri Koruma Tüzüğü (GDPR)’da olduğu gibi şeffaflık, doğruluk, güvenilirlik gibi ilkelere önem vermekte olup katı kurallarla, yapay zekanın etik ve insan haklarına uygun bir şekilde kullanılmasını sağlamayı amaçlamaktadır.

    Birleşik Krallık'taki yasa çalışmaları insan temel haklarını korumayı amaçlıyor olsa da yapay zekanın kullanımında daha esnek ve sektörel bazda kurallar benimsemektedir. Böylelikle, yapay zekanın gelişimine engel olmadan yapay zeka faaliyetlerinin temel insan haklarına uygun olmasını sağlamayı hedeflenmektedir. 

    ABD ise durumlar, şu anda biraz karışık ve belirsizdir. Donald Trump'ın başkan olarak seçilmesi ile beraber daha önce çevreye olan zararı ve insan üretiminin desteklenmesi nedenleri ile yapay zekanın kontrol altına alınması yönündeki politikaların aksine çalışmalar yapılmaya başlandı. ABD’de, yapay zeka üreticilerine sonsuz özgürlük sağlayarak teknolojinin hızla gelişimi ile yapay zekadan ekonomik faydalar elde etmeye yönelik politikalar ön plandadır.

Selin Baykara: Dinleyicilerimiz için yapay zeka ve hukuk konusunda önerileriniz var mı? 


Av. İpek S. Baykara: Yapay zeka hayatımızı kolaylaştırmakla beraber ciddi riskler barındırmaktadır. Özellikle yapay zeka sohbet programlarına verilen kişisel veriler yönünden okuyucularımızın dikkatli olmasını öneririm. Mümkün olduğunca özel nitelikli kişisel verilerden olan ırk, sağlık verisi gibi kişisel verilerin yapay zekayla paylaşılmamasını tavsiye ederim.


    Yapay zeka teknoloji üreticilerinin de hesap verebilirlik ve şeffaflık ilkelerine bağlı, minimum riskler içeren ve insanların temel haklarına aykırılık taşımayan sistemler üretmelerine dikkat etmelerini öneririm. Şu anda somut ve uygulanan yasal yükümlülükler olmasa da  2025 yılında yürürlüğe girecek yasalarla beraber yapay zekaların denetlenmesi gündeme gelecektir.



Selin Baykara:  Evet, bugünkü bölümümüzde yapay zekanın hukuk alanındaki rolünü, temel kavramları ve uygulamaları ele aldık. Bir sonraki bölümümüzde yapay zekanın yargı süreçlerindeki etkilerini daha detaylı olarak inceleyeceğiz. Okuduğunuz için teşekkür ederiz! Hoşça kalın!



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Avukat İpek Seden Baykara | Kişisel Verilerin Korunması Kanunu - Bölüm 1-

Avukat İpek Seden Baykara | University of Sussex Bilişim ve Fikri Mülkiyet Hukuku (IT&IP) Üzerine